IMF raporunda Türkiye detayı Ukrayna savaşı nasıl etkiledi

IMF, ABD dolarının merkez bankalarının döviz rezervlerindeki payının son 20 yılda yüzde 72’den yüzde 59’a gerilediğini, Çin yuanı ve diğer ülke para birimlerinin payında artış olduğunu yazdı. Türkiye, rezervinde diğer para birimlerinin payı en yüksek ülke olarak dikkat çekti.

Ukrayna’yı işgali gerekçesiyle Rusya’nın dolar ve euro cinsi rezervlerinin dondurulması ve Moskova’nın son yıllarda Çin yuanı cinsi rezervlerini artırması, dünyada bir kez daha ABD dolarını ve merkez bankalarının rezervlerini gündeme taşıdı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), dün “Dolar Hakimiyetinin Görünmeyen Erozyonu: Aktif Çeşitlendiriciler ve Geleneksel Olmayan Rezerv Para Birimlerinin Yükselişi” başlıklı bir rapor yayımladı.

Raporda, 1999 yılında yüzde 72 olan ABD dolarının dünyada merkez bankalarının toplam döviz rezervleri içindeki payının, 2021’de yüzde 59’a gerilediği belirtildi.

Uzun yıllardır IMF’de görev alan Türk iktisatçı Serkan Arslanalp’in de yazarları arasında olduğu çalışmada, dünya genelinde merkez bankalarının döviz rezervlerini farklı para birimleriyle çeşitlendirme eğilimi içinde olduğu vurgulandı.

Doların rezervlerdeki payı gerilerken euro, İngiliz sterlini ve Japon yeninin payının artmadığına dikkat çekilen raporda, en çok artış gösteren para biriminin Çin yuanı olduğu ancak yuanın payındaki artışın yavaş ve sınırlı olduğu, yuanın rezervlerdeki payının sadece yüzde 2,5 civarında olduğu kaydedildi.

Çin yuanının uzun zamandır ABD dolarına meydan okuduğunun düşünüldüğünü ancak yuanın payının doların çok gerisinde olduğu, doların payı azalırken görece küçük ülkelerin para birimlerinin payında da artış olduğu belirtildi.

Dolar, euro, sterlin ve yenin dahil olduğu geleneksel rezerv paraların toplam döviz rezervleri içindeki payı gerilerken, geleneksel olmayan birimlerinin payının 2021’de yüzde 10’a yükseldiği aktarılan raporda, bu geleneksel olmayan para birimleri cinsinden merkez bankalarının 1,2 trilyon dolarlık rezerve ulaştıklarını kaydetti.

Türkiye en büyük paya sahip
2020 sonu itibarıyla döviz rezervlerinde geleneksel olmayan para birimlerinin payı en az yüzde 5 olan 46 ülke olduğunu aktaran IMF, Türkiye’nin 2020 sonu itibarıyla 48,5 milyar dolar olan brüt döviz rezervinin 15,9 milyar dolarlık kısmının geleneksel olmayan para birimleri olduğunu, bunun da toplam içinde yüzde 33’lük paya denk geldiğini yazdı.

Yüzde 33’lük pay, rezervi 5 milyar dolar üstü ülkeler arasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı (TCMB) ilk sıraya taşıdı. Rusya da yüzde 21’lik payla listede üst sıralarda yer aldı.

2020 sonrasında arttı
18 Mart 2022 tarihi itibarıyla 66,5 milyar dolar olan altın hariç brüt döviz rezervinin 23,6 milyar dolarlık kısmı Katar riyali, Çin yuanı ve Birleşik Arap Emirlikleri dirheminden oluşuyor. Bu swapların toplam döviz rezerv içindeki payı 35,5.

23,6 milyar dolarlık swap miktarının 15 milyar dolarlık kısmı Katar, 6 milyar dolarlık kısmı Çin, 2,5 milyar dolarlık kısmı ise BAE merkez bankası ile yapılan swap (takas) anlaşmalarından geldi.

Güney Kore Merkez Bankası ile 2 milyar dolar değerinde Güney Kore wonu için yapılan swap anlaşması ise henüz yürürlüğe girmedi. BAE anlaşması da 4,9 milyar dolar olarak duyuruldu ancak henüz paranın yarısı hesaba aktarıldı.

TCMB yetkilileri, swap anlaşmalarının amacının yerel para cinsi ticareti geliştirmek olduğunu söylese de, birçok uzmanın esas amacın eksi seviyedeki rezervleri yüksek göstermek olduğunu, ikili ticarette swap ile gelen paralara pek dokunulmadığını vurguluyor.

Diğer para birimleri neden artıyor?
IMF’in çalışmasında, geleneksel olmayan para birimlerinin döviz rezervlerindeki payının artışında temel olarak üç faktör öne çıkıyor.

Bunlardan biri, dolar, sterlin, euro ve yen dışındaki para birimlerinin birbirleriyle değişimindeki işlem maliyetlerinin azalması, bu işlemlerde doların aracı olarak kullanılması gereğinin azalması, buna paralel olarak da merkez bankaları arasında swap anlaşmalarının yapılması.

İkinci neden, merkez bankalarının rezerv varlıklarını daha yüksek getiri amaçlı olarak daha aktif kullanmaları. Buna paralel olarak da diğer para birimleri cinsinden varlıklara dönük ilgilerinin artması.

Üçüncü neden de, dolar, sterlin, euro ve yen cinsi tahvillerde getiri oranının sıfıra yaklaşması nedeniyle alternatif getiri arayışına girilmesi.

IMF çalışmasında, bu artışta yaptırımların payına dair ifade yer almadı.

Kanada ve Avusturya doları da yükselişte
2020 sonu itibarıyla merkez bankalarının 8,3 trilyon dolarlık döviz rezervlerinde 1 trilyon 70 milyar dolarlık kısmın geleneksel olmayan para birimlerinden oluştuğunu aktaran IMF, bunun yüzde 25’lik kısmının Çin yuanı, yüzde 23’lük kısmının Kanada doları, yüzde 20’lik kısmının ise Avustralya doları olduğunu kaydetti.

Güney Kore wonu yüzde 8’lik payla dördüncü olurken, İsveç kronası yüzde 6’lık payla beşinci, Singapur doları ve Norveç kronası yüzde 5’erlik payla altı ve yedinci, Danimarka kronası yüzde 4’lük payla sekizinci, İsviçre frangı yüzde 2’lik payla dokuzuncu oldu.
Yeni Zelanda ve Hong Kong dolarının payları ise yüzde 1’er olarak açıklandı.